olay sağ
olay sağ
Şanlıurfa
DOLAR34.0692
EURO37.7489
ALTIN2730.4
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Mail: [email protected]

10 Mart Mutabakatı kırmızıçizgi

10 Mart Mutabakatı kırmızıçizgi

PKK’nın 48 saat içinde Halep’ten sökülüp atılmasıyla birlikte terör örgütünün Fırat’ın batısındaki varlığı sona erdi.

Ancak Fırat’ın doğusunda SDG varlığı devam ediyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Halep operasyonu tamamlandıktan sonra Suriye’ye gitti. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı Şeybani ile bir araya geldi. SDG ile yeniden bir diyalog zemini oluşuyor mu diye baktım. Henüz bir gelişme yok. Ama genel perspektif, Halep’te papucun pahalı olduğunu gören SDG’nin, 10 Mart Mutabakatı’na uyması yönünde.

Şimdiye kadar önce diyalog yolu tercih edildi. Türkiye, başından itibaren bu yöntemle sonuç alınamayacağının farkındaydı. Ancak ABD’yi karşısına almak istemedi. ABD’nin formülüne şans tanıdı. Fakat bu yöntem şimdiye kadar geçerli olmadı. Sonra ne oldu?

HAKAN FİDAN’IN TEŞHİSİ

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan teşhisi net olarak koymuştu. Hakan Fidan, “Örgütü yıllardır yakından takip etmiş, mücadele etmiş ve yeri gelmiş konuşmuş biri olarak aldığımız dersler var. Maalesef SDG, PKK’nın bir uzantısı olarak güçle, güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Ya bir güç görecek ya da bir güç kullanma tehdidi görecek” demişti.

ABD’nin ısrarla savunduğu diyalog yöntemi sonuç vermedi. Halep’te Türkiye’nin savunduğu ‘önce güç kullanımı, sonra diyalog’ modeli devreye girdi.

Yeni bir avans verildi. Bu çaba da SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uyması için yeterli olmazsa bu kez sadece ‘güç’ kullanımı, yani büyük askeri operasyon devreye girecek.

ÜÇLÜ KARAR

Çünkü Şam’da yapılan toplantıda alınan çok net bir karar var. Türkiye, bu kararın alınmasında etkili oldu. O karar neydi? SDG, 10 Mart Mutabakatı’na uyacak.

10 Mart Mutabakatı bir anlamda Türkiye, ABD ve Suriye’nin ‘kırmızı çizgisi’ olarak ilan edildi.

Kandil’dekilerin anlamadığı şu; bu kez konjonktür farklı. Bu kez uluslararası konjonktür aleyhlerine. ABD ile balayı dönemleri bitti. ABD, Türkiye ve Suriye devletinin ‘Tek Suriye’ konusundaki perspektifi uyuşuyor. Halep operasyonu sırasında gözlerden kaçan bir şey oldu. Uluslararası koalisyon, SDG’ye kendisine ait silah, mühimmat ve teçhizat gibi askeri varlıkların Suriye ordusuna yönelik herhangi bir saldırıda kullanılmasına onay vermediğini resmen bildirdi.

Bu çok önemli bir tavırdır. Ayrıca, SDG gücünü Amerika’nın verdiği silahlardan alıyordu. Şimdi bu silahları kullanamazsa muhtemel bir operasyon sırasında ne yapacak?

DARBE MEKANİĞİ

 

Öcalan sık sık ‘darbe mekaniği’nden söz ediyor. Bu durumda darbe mekaniği Kandil’de işlemiş gözüküyor. Öcalan’ın çağrısı üzerine silah bırakma ve kendini feshetme kararı alan Kandil, söz konusu Suriye olunca savaşı tercih ediyor. Oysa Öcalan, 31 Aralık tarihinde gönderdiği mektupta SDG’ye “10 Mart Mutabakatı’na uyun” çağrısı yapmıştı. Öcalan cephesinde değişen bir şey yok ama Kandil cephesinde değişen bir şeyler var.

Tekrar Suriye’deki gelişmelere dönmek istiyorum.

Peki SDG, 10 Mart Mutabakatı’na uymazsa ne olacak? Bu konuda bir eylem planı söz konusu. Etap etap gidilecek. Öncelikle örgütün gelir kaynakları kesilecek. Petrol sahaları ve gümrük kapıları kontrol edilecek. Ardından alan hâkimiyeti sağlanacak. Yani SDG, kontrol ettiği bölgelerden sökülüp atılacak.

KANDİL ÖLÜME GÖNDERİYOR

Büyük bir askeri harekâta gerek kalmadan SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu mümkün değil mi? Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in uzlaşmaya yakın olduğu söyleniyor. Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerine yönelik operasyon hazırlığı sürürken Mazlum Abdi’nin “Anlaşarak çıkalım” dediği söyleniyor. Ama Eşrefiye 8 saatlik operasyonla ele geçirildikten, ardından da Şeyh Maksud kuşatıldıktan sonra bile Kandil, “kalın ve savaşın” diye talimat veriyor. O nedenle asıl sorun Kandil’de. Kandil direniyor. Kandil’de direnen terörist gruplar, “Mazlum Abdi bizi sattı” dediler. Ama Mazlum Abdi’yi dinleselerdi bugün hayatta olacaklardı. Kandil onları bile bile ölüme gönderdi.

TEK YOL VAR

 

SDG’nin önünde tek bir yol var. Ya 10 Mart Mutabakatı’na uyacaklar. Ya da askeri operasyonla tasfiye edilecekler. Halep’e bak, Fırat’ın doğusunu anla durumu söz konusu. Eğer, 10 Mart Mutabakatı’na uyarlarsa Suriye’nin geleceğinde yer alacaklar. Seçimlere girip milletvekili olma ya da kamuda görev üstlenme gibi imkânlara sahip olacaklar. Tercih onların. Ya Kandil’i dinleyip yok olacaklar ya da 10 Mart Mutabakatı’na uyup Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olacaklar.

Bu kadar net...

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

Halep operasyonu ve SDG ile yürütülen müzakerelerde en çok dikkat ettiğim noktayı Terörsüz Türkiye süreci oluşturuyor. Suriye’deki gelişmelerin Terörsüz Türkiye sürecini enfekte etmesinden endişe ediyorum. Çünkü Terörsüz Türkiye sürecini Türkiye’nin gelecek 50 yılına ışık tutacak bir projeksiyon olarak görüyorum. Halep’te korkulan olmadı. Operasyon 48 saat içinde tamamlandı.

Dilerim Fırat’ın doğusunda yaşanacaklar da Terörsüz Türkiye sürecine olumsuz etki yapmaz. Tam aksine sürecin yeni bir ivme kazanmasına yol açar.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar