Bilim dünyası gerekeni yapmadan topu taca atıyor. Marmara iç denizi depremle oluşmuşsa ve siz onu en son belirli ayrıntıda 1999’da inceliyebiliyorsanız, zaten ne dediğim anlaşılır. Bilim sonsuza kadar devam eder. Marmara’nın bir eksiği, gediği varsa bunu tamamlar yayınlarsınız. O…
— Prof. Dr. Naci Görür (@nacigorur) January 10, 2026
Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük depreme ilişkin tartışmalar sürerken, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür’den gündem yaratacak açıklamalar geldi. Görür, deprem olasılıklarının tartışılmasının tek başına yeterli olmadığını belirterek, asıl meselenin İstanbul’un depreme hazırlanması olduğunu vurguladı.
Marmara Denizi ve çevresindeki fay hatlarına ilişkin bilimsel görüş ayrılıklarına değinen Görür, özellikle Science dergisinde yayımlanan ve Marmara Fayı’nda 7,4 büyüklüğünde bir depremin olasılığının yüksek olduğuna işaret eden çalışmanın ardından yapılan yorumlara tepki gösterdi. Görür’e göre, depremin olup olmayacağını tartışmaktan ziyade, bilinen risklere rağmen somut adımların atılmaması asıl sorun.
Sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulunan Görür, bilimsel tartışmaların yüzeysel yürütülmesini eleştirdi. Marmara Denizi’nin depremle oluşmuş bir iç deniz olduğuna dikkat çeken Görür, “Bilim durmaz. Eksik kalan çalışmalar tamamlanır, yayımlanır ve dünya ile paylaşılır. Kahve sohbetiyle bilim olmaz” ifadelerini kullandı. Bilimsel üretimin masa başı yorumlarla değil, saha çalışmaları ve yayınlarla yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Marmara’daki fay sisteminin yapısının büyük ölçüde bilindiğini dile getiren Görür, artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini söyledi. Deprem mekanizmasının net olduğunu belirten Görür, İstanbul için kritik eşiğin hazırlık süreci olduğunu vurguladı. Tarihsel kayıtlara işaret eden Görür, kentin geçmişte defalarca 7’nin üzerinde depremler yaşadığını hatırlattı.
Görür’ün en dikkat çeken çıkışı ise İstanbul’un neden hâlâ deprem dirençli bir kent haline getirilemediği sorusu oldu. “Bu şehirde büyük depremler yaşanacağını biliyoruz. Ölümcül soru şu: Bu gerçeğe rağmen neden İstanbul’u ve diğer şehirleri depreme dayanıklı hale getirmiyoruz?” sözleriyle tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı.
Science dergisinde yayımlanan çalışmada, Marmara Denizi altındaki Kuzey Anadolu Fayı’nın kilitli segmentinde 1766’dan bu yana ciddi bir gerilim biriktiğine dikkat çekilmişti. Uzmanlara göre bu durum, İstanbul açısından önemli bir risk oluşturuyor. Görür, Marmara’da artık kırılacak fay kalmadığını savunan görüşlerin rehavete yol açabileceği uyarısında bulunarak, asıl önceliğin kentlerin depreme karşı dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini yineledi.











































Yorum Yazın