;
;

Baro'dan Said-i Nursi için yeni talep

Said-i Nursî’nin naaşının bulunması için valilik kayıtlarındaki bilgi ve belgelerin paylaşılması talebinin reddine Şanlıurfa Barosu itiraz etti.

ŞANLIURFA-Said-i Nursî’nin naaşının bulunması için valilik kayıtlarındaki bilgi ve belgelerin paylaşılması talebinin reddine Şanlıurfa Barosu itiraz etti.

Şanlıurfa Barosu, daha önce hem savcılık hem de AİHM aracılığıyla Said-i Nursî’nin Dergah Camisinden kaçırılan naaşının bulunması için yaptığı başvuruların reddedilmesinin ardından, valilik kayıtlarındaki bilgi ve belgelerin paylaşılmasını talep etmişti.

Aradan geçen zamanın ardından Şanlıurfa Barosu'nun bilgi ve belgelerin paylaşılması talebi reddedildi.

Bunun üzerine harekete geçen Baro, reddedilen bilgi ve belgelerin paylaşılması talebinin iptali için başvuruda bulundu. 

Yazılan iptal dilekçesinde, hakikati bilmenini temel bir insan hakkı olduğu, bu nedenle de bilgi ve belgelerin paylaşılması gerektiği ifade edildi.

Talepte şu ifadelere yer verildi:

"Bilindiği üzere Hakikati bilme hakkı temel bir insan hakkıdır. Hakikati bilme hakkı, İnsancıl Hukukun en önemli belgelerinden Cenevre Sözleşmesi Ek 1 Nolu Protokolü’nün 32. Ve 33. maddelerinde açıkça yer almaktadır. Yine 1992 tarihli 'Kayıplar Bildirisi' ve 2006 tarihli 'Kayıplar Sözleşmesi' de hakikati bilme hakkına yer vermiştir. 'Birleşmiş Milletler  Dokunulmazlıkla Mücadele Yoluyla İnsan Haklarının Teşvik Edilmesi ve Korunmasına İlişkin Güncellenmiş İlkeler Bütünü' de hakikati bilme hakkını bağımsız olarak açıkça tanımlamıştır. Hakikati bilme hakkı, mağdurlar açısından bireysel bir hak olmakla birlikte, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği Raporunda da vurgulandığı gibi, sosyal boyut nedeniyle kolektif bir nitelik de taşımaktadır. Hakikati bilme hakkı, Devletlerin ihlalleri kayıt altında tutma, bu ihlallerle ilgili delil ve belgeleri arşivleme ve dolayısıyla kolektif hafızanın revizyonist ve inkarcı eğilimlerle ortadan kalkmasını önleme ödevi ile iç içe tanımlanmaktadır.

Çok yakın tarihte de İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, vermiş olduğu CANGI/TÜRKİYE davasında Allianoi antik kentinin koruma planları ile Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun toplantı tutanaklarının bir avukat ve hak savunucusu olan bir vatandaşla paylaşılmamasını, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10. Maddesi ile garanti atına alınan ifade özgürlüğünün ihlali olarak saptamış 'toplantı tutanaklarının halkın konuyla ilgili farkındalığını artırmak için mücadele eden bir sivil toplum kuruluşunun üyesi ve bir vatandaşın kamu yararı hakkında bilgi alıp iletme hakkının ihlal edildiğine' karar vermiştir."

BİHA

Düşünceni paylaş

;
; Back to top button